Berlin Adalet Bakanlığı 2015 Stajı Gerçekleştirildi

Her yıl tekrarlanan, Berlin Adalet Bakanlığı’nda staj programı bu yıl öğrencilerimiz Nuran Haydar, Nurten Börekçi ve İmran Banu Şenyiğit’in katılımları ile gerçekleştirilmiştir.

Staj Programı 15 Haziran 2015 tarihinde Berlin Senatsverwaltung für Justiz und Verbraucherschutz binasında Herr Sauermann ile birlikte, Alman hukuk eğitimi ve adalet sistemi hakkında bilgilerin verildiği tanıtım toplantısı ile başlamıştır. 

Almanya’da, dört senelik eğitimden sonra öğrenciler Staatsexamen I sınavına girmekte, ardından staj yaparak stajın bitiminde Staatsexamen II’ye girmekte ve bunun akabinde avukat olmaktadırlar. Bu sınavların son derece seçici olduğu söylenmiştir.

Alman hukuk sisteminde istinaf mahkemelerinin yoğun bir şekilde faaliyette bulunduğu ve bu durumun Alman Yargıtay’ının (Bundesgerichsthof) iş yükünü son derece azalttığı belirtilmiştir. Buna ek olarak, Türkiye’de uygulanmayan Schöffengericht (gönüllü hakim usulu) sisteminin bulunduğu, bu sistemde bir ceza mahkemesinin görevine ve derecesine bağlı olarak belirli sayıda (1 ya da 2) halktan gönüllü kişinin davayı izlediği ve bu kişilerin hakimle beraber ve eşit olarak oy hakkına sahip olduğu bilgisi aktarılmıştır.

16 Haziran 2015’de Kriminalgericht (Ceza Mahkemesi) ne gerçekleştirilen ziyarette Savcı Katja Anders öğrencilerimize binayı gezdirerek tarihsel bilgiler vermiştir. Aynı gün bir yaralama davasını da izleme fırsatı bulan öğrencilerimiz burada hakimin, savcı ve avukattan sonra gönüllü hakime de sorusu olup olmadığını sorduğunu görmüşlerdir. Yine bu duruşmada, ceza davalarında savcının salonda, pencerenin önündeki masada oturmak zorunda olduğunu, bu yolla güneş ışığının sırtından vurup gözünü karartmaması düşüncesine dayanan adalet anlayışının izinin görüldüğünü öğrenmişlerdir.

Savcılık kurumunun bağımsızlığına önem verildiği ve savcıların her birinin belirli alanlarda uzmanlaşmış olduğu öğrenilmiştir. Öğrencilerimizle ilgilenen savcı Frau Meier, örgütlü suçlar konusunda uzman bir savcı olarak öğrencilerimizi ‘grosse arabische familien’ (büyük arap aşiretleri) hakkında bilgilendirmiştir.

Buna ek olarak, Almanya’da ceza davalarında savcıların, soruşturmasını kendilerinin yaptıkları dosyalarınn duruşmalarında savcı sıfatıyla yer alamadığı, başka savcılarca hazırlanmış iddianamelere ilişkin davalara girebildikleri ve bunun da savcının kendi yönelttiği suçlamalar söz konusu iken objektif olamayabileceği düşüncesinden kaynaklandığı öğrenilmiştir.

17 Haziran 2015’de, sabah bir ceza davasına izleyici olarak katıldıktan sonra, Plötzensee’deki, Justizvollzugsanstalt (cezaevi)  ziyareti gerçekleştirilmiştir. Burada öğrencilerimiz ile ilgilenen Jürgen Dumke cezaevinin tarihçesi, mimari yapısı ve işleyişine ilişkin bilgiler verdikten sonra mahkumların bir gününü nasıl geçirdiklerinden bahsederek soruları yanıtlamıştır. Öğrencilerimiz ayrıca mahkumlarla sohbet edebilme ve odalarını görebilme imkanı bulmuştur. Mahkumların küçük de olsa tek kişilik odalarda kaldığını, katta mutfaklarının olduğunu, spor yapma imkanına sahip olduklarını ve onlara uygun pek çok dalda düşük ücretli de olsa çalışabildiklerini, üstelik cezaevi müdürüyle samimi bir iletişimleri bulunduğunu gören öğrencilerimiz cezaevinin bu koşulları karşısında şaşırmışlardır.

18 Haziran 2015’de, Amtsgericht’te bu kez Hakim Sebastian Jakobs ve Antje Keune, kendi meslekleriyle alakalı açıklamalarda bulunarak Alman ceza adalet sisteminde çocuk ve ergenlere ilişkin düzenlemelerden bahsetmişlerdir. Bu noktada yaş hususunda Türk ve Alman sistemlerinin karşılaştırması yapılmıştır.

19 Haziran 2015 tarihinde yine Kriminalgerciht’te bu kez Çocuk Mahkemesi’nde bir dava seyredilmiş ve dava sonunda Hakim Bettina Kirschke ile sohbet edilmiştir. Alman Ceza Muhakemesi Hukuku’na göre Çocuk Mahkemeleri’nde, Türkiye’de var olmayan bir şekilde, sosyal görevlinin de katılarak fikir beyanında bulunmasının düzenlendiği; ayrıca, davaların kamuya açık olmasına rağmen bu mahkemelerde seyirci olmanın önceden yapılan izin başvurusuyla mümkün olduğu öğrenilmiştir.

22 Haziran 2015’de Landgericht’e (Eyalet Mahkemesi) yapılan ziyarette binanın mimari yapısı ve tarihiyle ilgili bilgiler alındıktan sonra bir müteahhitlik anlaşmasına ilişkin uyuşmazlık seyredilmiştir. Hukuk davalarında katip/yazman bulunmayıp hakimin bir cihaza ses kaydı aldığı dikkat çekmiştir. Bir başka davada, taraflardan birinin Türk olduğu ve çevirmen aracılığıyla hakimin sorularını yanıtladığı görülmüş, ancak çevirmenin yetersizliği öğrencilerimzin dikkatini çekince bu husus duruşma sonrası hakimle paylaşılmış ve hakim tarafından da teyit edilmiştir.

23 Haziran 2015’de bu kez başka bir Landgericht’te, Hakim Bernd Gerwing’in yönlendirmesiyle Daimler Chrysler’in de taraf olduğu bir ticaret davası izlenmiştir. Yine Türkiye’den farklı olarak hakimler ve avukatların aynı seviyede oturarak birbirlerine çok yakın durdukları, hatta seyircinin az olduğu duruşmaların genelde küçük birer toplantı şeklinde cereyan ettiği görülmüştür.

24 ve 25 Haziran 2015 tarihlerinde ise Verwaltungsgericht’e (İdare Mahkemesi) gidilmiş, burada öncelikle Hakim Galler-Braun ve birkaç başka hakimle beraber Berlin eyaletinin idare mahkemeleri ile ilgili detaylıca bilgi alınmıştır. Ardından Aslyrecht’e (Mülteci Hukuku) ilişkin bir duruşma seyredilmiş  ve bu konuya ilişkin güncel sıkıntılar da dava sonrası hakimle görüşülmüştür. Ertesi gün aynı mahkemede uzlaşma konusunda bir toplantı yapılmış. İdare mahkemesinde uzlaşmada bir hakimin,  hakimlik sıfatını kenara bırakarak moderatörlük yaptığı görülmüştür.

26 Haziran 2015’de Senatsverwaltung für Justiz und Verbraucherschutz binasında Herr Sauermann öğrencilerimizi yine ağırlamış, stajla ilgili fikirlerini sormuş, neler yaptıklarını öğrenmiş ve kendilerine sertifikalarını teslim etmiş, hatıra fotoğrafı çektirilmiştir.

 

 

 

STAJ PROGRAMI

 

STAJA KATILAN ÖĞRENCİLERİMİZ

 

 

 

Bu içerik 08/10/2015 tarihinde güncellenmiştir.